| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Osmanlı Devleti , Osmanlı Tarihi

Osmanlı Devletinin tarihi , padişahları , tarih dersi , savaşları , dönemleri hakkında bilgiler barındıran , özgün blog.

Yazılar arşiv 07.2008 Other entries in 2008-07 resimler, videolar

Mevlevihaneler

                        Mevlana Celaleddin-i Rumi 'nin vefatından sonra O'nun yolundan gidenler,birliklerinin devamı ve ortaya atılan üksek insanlık ideallerinin yaşaması için,zamanın icaplarına uyarak ''Mevkevi Tekkleri'' kurdular.

                         Anadolu Selçuklu Devleti'nin sonu ve Osmnalılar'ın ilk yıllarında tesis edilerek yeni devletin yayıldığı topraklarda onunla birlikte gelişen bu tekkeler,devletin temelinde yer alan inanç ve kültür  birliğinin taşıyıcısı ve koruyucusu görevini üstlenmişlerdi.

                        istanbul'da ilk Mevlevihaneler Pir 'in vefatından yaklaşık iki asır sonra kuruldu.

                        Osmanlı başkentinde yer alan beş mevlevihaneden biri olan Yenikapı Mevlevihanesi,1597 yılı Receb ayından açıldı.

                        Bu dergahın banisi, yeniçeri katibi,Malkoç adı ile tanınan Mehmed Efendi'di.Malkoç mehmed Efendi,dergahı kendi bağ ve bahçesini vakfederk şeyhi ve mürşidi Kemali Ahmed Dede adına kurmuştu...

                       Dergahın açılış merasimi sırasında kürsüye çıkarak vaaz veren ve Mesnevi okutan değerli Mevlevi büyüğü Kemali Ahmed Dede,Yenikapı Mevlevihanesi'nin ilk şeyhidir.

                       Yenikapı Mevlevihanesi kurulduğundan itibaren Türkiye'de dergahların in inkılap kanunu ile kapatıldığı 1925 yılına kadar 328 yıl yaşadı.Bu müddet içinde Kemali Ahmet Deden'den 1935'de vefat eden son şeyh Abdulbaki Dede Efendi'ye kadar 20 şeyh Dergah 'da postnişin oldu.

                       Yenikapı Mevlevihanesi İstanbul kara surlarının dışında Merkezefendi Camii ve merzarlığının yanındadır.

Abdülaziz Efendi'nin Yaptırdığı Müftü Çeşmesi'nin Kitabesindeki Kendi Kaleminden Çıkma Manzume İle Bitirmek

Şöyle diyor bu kitabe:

 

Abd-i asi Aziz miskinin

Eşk'i çeşmiyle geldi şehre bu su                       

Niec su ab-ı kevser,ab-ı 'ayndır

Pak ü barid ü leziz ü enber-bu

Şehr içi çeşmelerle zeyn oldu

Halkı sirab eyledi her su       

Umarım ruh-i vakıfı ide yad    

Nuş idüb eyleyenler suda vuzü  

Hatif-i kudsi didi tarihini

Bad rahmet be ruh-ı vakıf o        

Mohaç Savaşı ( 1526 )

Franse ile Kutsal Roma Germen İmparatorluğu'nun arası açıktı. Şarlken , akrabalık ilişkileri nedeniyle İspanya, Sardunya , Sicilya , Napoli ,Hollanda ve Fransa'nın kuzeyindeki topraklara egemen olmuştu. Fransa Kralı 1. François Şarlken'e yenilmiş ve tutsak düşmüştü. Tutsak olan Fransa Kralı 1. Fransuva annesi vasıtasıyla Kanuni'den yardım istedi. Fransuva , Osmanlıların Macaristan üzerine sefer düzenlerse Şarlken'in kendisini serbest bırakacağını düşünüyordu. Belgrat'ın alınması ile Osmanlı - Macar ilişkisi bozulmuştu. Bu gelişmeler üzerine Kanuni , ordusu ile Macaristan'a giderek Mohaç Ovası'na geldi. Burada Macarlarla yapılan savaşı Osmanlı ordusu kazandı (1526). Macar Kralı , savaş alanında öldü. Mohaç Zaferi Türk tarihinin en büyük zaferlerinden biridir. Bu savaş sonunda Macaristan , Osmanlı Devleti'ne bağlı krallık haline geldi. Macar soylularından Yanoş , Macaristan tahtina kral olarak geçirildi. Ayrıca Fransa , Şarlken'in baskısından kurtuldu. 1. Fransuva da Madrit Anlaşması ile serbest bırakıldı.

Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu

 

Kayı Boyunun Anadolu'ya Gelişi:

 

Tarihte birçok Türk devleti kuran Oğuzlar , Bozoklar ve Üçoklar olmak üzere iki kola ; her kol da kendi içinde on iki alt gruba ayrılmıştı. Bu yirmi dört Oğuz boyundan biri de Kayı boyu idi. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osmanlı ailesi , Oğuzların Kayı boyunun Karakeçili aşiretine mensuptu. Kayı kelimesi , güç kudret anlamına gelmektedir.

 

Kayıların bir bölümü Türkiye Selçuklu Sultanı 1. Alaeddin Keykubat zamanında Anadolu'ya geldi ve Selçuklu Devleti'ne yaptıkları hizmetlere karlşılık olarak Ankara yakınlarındaki Karacadağ yöresine yerleştirildi. Selçuklu sultanı tarafından Kayılara , Anadolu'nun batısındaki Söğüt ve Domaniç yurtluk olarak verildi. Bu sırada Kayıların başında Ertuğrul Bey bulunuyordu. Ertuğrul Gazinin ölümü üzerine yerine oğlu Osman Bey geçti. 

 

 Osman Bey Döneminin Siyasal Olayları

 

Bizans , kendi içinde taht kavgaları yaşarken Balkanlardaki prenslik ve krallıkların da saldırılarına uğramaktaydı. Tekfur denilen Rum beyleri , merkezi dinlemiyor , kendi başlarına haraket ediyorlardı. Halk , tekfurların ağır vergilerinden bunalmıştı. Bizans'ın bu karışık dumundan yararlanan Osman Bey , Karacahisar , Bilecik , Yarhisar ve İnegöl'ü topraklarına kattı. Bundan sonra da planlı ve düzenli şekilde akınlar yapılarak Bizans'a bağlı tekfurlara ait topraklar birer birer Osmanlıların eline geçti.

 

İlhanlıların Sultan'ı 3. Alaeddin Keykubat'ı İran'a götürmeleri , TÜrkiye Selçukluları Devleti'nde otorite boşluğu yarattı. Bizans'tan ele geçirdiği topraklarla güçlenen Osman Bey'in etrafında Türkmen beyleri toplanmaya başladı. Ahi reislerinden Şeyh Edebali'nin kızı Malhatun ( Bâlâ ) Hatun ile evlenmesi de Osman Bey'in nüfuzunu arttırdı. Adına para bastırarak bağımsızlığını ilan etti ( 1299 ). Böylece Osmanlıların İlhanlı Devleti'ne ve hükümdarsız kalan Türkiye Selçuklu Devletine şeklen bağlılıkları sona erdi. 

 

Koyun Hisar Savaşı 

Osmanlı Devletinde Maliye Teşkilatı

Osmanlı Devletinde Maliye Teşkilatı

 

 

Osmanlı Devleti’nde vergileri toplamak , giderleri belirlemek ve kayıtları düzenlemek defterdarın göreviydi. Osmanlıların ilk maliye teşkilatı 1. Murat zamanında kuruldu. Mali işlere önceleri bir defterdar bakarken  sınırların genişlemesi ve mali işlerin artması sonucu Fatih Sultan Mehmet’ten sonra defterdar sayısı ikiye çıkarıldı. Rumeli defterdarı başdefterdar olup aynı zamanda divan üyesiydi. Bütün mali işlerden sorumluydu. Anadolu’daki mali işlere Anadolu defterdarı bakardı. 16. yüzyıl ortalarında Rumeli ve Anadolu Defterdarlarına ait kıyılar ve İstanbul mukataaları şıkk-ı sani defterdarı adıyla kurulan yeni bir defterdarlığa bağlandı.

 

Defterdarın görevleri:

 

  • Hazine ile ilgili işlerde hüküm yazmak ,
  • Rütbe ve dirlik verilecek kimseleri hükümdara teklif etmek
  • Akçenin değerini korumak
  • Bütçeyi hazırlayarak padişaha sunmaktır.

 

 

 

 

Defterdarın görevini yerine getirmesinde başında katiplerin bulunduğu bazı kalemler yardımcı olurdu.

 

Bu kalemler:

 

  • Ruznamçe Kalemi : Her gün çeşitli kaynaklardan gelen gelirlerin kaydedildiği yerlerdir.
  • Maliye emirleri kalemi : Maliye ile ilgili fermanların yazılıp ilgili yerlere gönderildiği kalemlerdir.
  • Tarihçi kalemi : Maliye belgelerinin tarihlendirildiği yerdir.

 

 

Reisülküttab ve nişancıya bağlı olarak çalışan kalemler de vardı. Beylikçi kaleminde divanın bütün yazışmaları tutulurdu. Tahvil kaleminde yüksek mevkilerdeki görevlilerin özlük işleriyle ilgili kayıtlar tutulur ve tımar sistemi ile ilgili yapılan yazışmalar yürütülürdü. Rüûs kaleminde tahvil kalemi dışında tüm devlet görevlilerinin özlük işleriyle ilgili kayıtlar tutulurdu.Âmedi kaleminde sadrazam ve padişah arasındaki yazışmalar ile dış ilişkilere ait yazışmalar yürütülürdü. Defterhane-i âmirede ise tımar sistemi ile ilgili tahrir defterleri tutulurdu.

 

Maliye teşkilatının taşradaki görevlileri ; eyaletlerde mal defterdarları , sancaklarda beytülmal eminleri , gümrük ve bac eminleri idi. Bunlar taşrada kamu haklarını korur ve devletin vergilerini toplarlardı.

 

Osmanlı hazinesi iç ve dış hazine olmak üzere iki bölümden meydana geliyordu.

 

İç hazine

 

Padişahın özel servetinin bulunduğu hazinedir. Padişahın maliyeden gelen ödeneği , Mısır’dan gelen paralar ve eyaletlerden gelen vergilerle oluşurdu. İç hazine , savaş ve beklenmedik harcamaları karşılamak için kurulmuş hazineydi.

 

Dış hazine

 

Devlet hazinesinin asıl oluşturulduğu bölümdür. Bu hazinenin yönetim sorumluluğu , sadrazam ve defterdara aitti. Gelir kaynakları ise şer’î ve örfi vergilerdi.

 

Osmanlı Devleti’nin gelirleri , 16. yüzyıl sonlarına kadar sürekli artış gösterdi. Ancak daha sonra savaşların uzun sürmesi , sık sık hükümdar değişmeleri ile ödenen cülûs bahşişleri , tımar sistemindeki bozulmalar ve vergilerin iltizam yoluyla toplanması gibi nedenler maliyenin bozulmasında etkili oldu.Osmanlı devleti mali güçlükleri aşmak için ilk defa Kırım Savaşı’nda ( 1854 ) İngiltere’den borç para alarak dış borçlanma yoluna gitti. 1876 yılına kadar Avrupalı bankerlerden yüksek faizlerle borçlar alındı. Bu paralar çalışanların maaşlarına, saray yapımı ve donanmaya harcandı, ekonomiyi canlandıracak girişimlerde kullanılmadı. Osmanlı devleti zamanla borçların faizlerini bile ödemekte zorlandı. 1881 Muharrem Kararnamesi ile ödeme şartları yeniden belirlendi. Buna göre devletin dış borçlarının miktarı indiriliyor , ödeme şartları yeniden düzenleniyordu. Buna karşılık , borçların ödenebilmesi için kurulan Düyun-ı Umumiye İdaresi ( 1881 ) yabancı alacaklıların temsilcileri tarafından yönetilecekti.

Osmanlı Devleti Bünyesinde Bilgiler

  • 3 Mart  1924'te hilafet ilga edildiği zaman siyasi iktidarı  yoktu,fakat itiraf edilmeli ki,İslam dünyası bu arada Türkiye ondan daha güçlü bir makam da henüz bulamadı.
  • Dördüncü Haçlı Seferi ile İstnabul'u işgal eden Batı Avrupa'lı şövalyeler ,1204 'te Ayasofya 'yı hem yağmalamışlar hem de büyük tahripler yapmışlardır.
  • Roma İmparatorluğu'nun 395'te ikiye bölünere,İstanbul'un Doğu  kesiminin başkenti olması ile şehir için yeni bir çağ başlıyordu.Modern tarih bilimcisi Bizans İmparatorluğu adını verdiği,aslında Roma Devleti'nin Hıristiyanlaşmış,duygu  bakımından doğululaşmış ve resmi dili Grekçe olmuş bir devamcısı olan İmparatorluğun başkenti idi.
  • Türk hakanı II.mehmed,sınırları artık hemen hemen başkentinin çevresi kadar kalanbin yıllık Doğu Roma-Bizans İmparatorluğunu sona erdirip,1453 yılı 29 Mayıs 'ında fetih ettiğinde,İstanbul birçok kısımları boş,harap,büyük bir yapılardan çoğu yığıntı halinde,en kutsal abiden olab Ayasofya bile bakımsız,birçok kilise ve manastır terk edilmiş durumda idi.
  • Saray,mevcut 4 avlusuna çeşitli devirlerde yapılan devirlerde yapılan köşkler ,kasırlar,divanlar,camiler,devlet dairleleri,koğuş  ve kütüphaneler ,mutfaklar ,harem dairesi,bahçeler ,çeşmeler ve çeşitli yapılarla bugünü durumunu almıştır.

Rodos'un Fethi

                  Osmanlı'nın yoğun baskısı sonucun da Rodoslu şovalyeler andlaşma yapmak zorundan kaldılar.Bu andlaşmanın şartları şunlardır:

  •      Adadaki Hıristiyanlara dini serbetslik tanınakcak,
  • Adadan kapıkulu ocakları için devşirme yapılmaycak,
  • Ada halkından isteyenler 3 yıl içerisinde adayı terk edecekler,
  • Adadan ayrılanların Girid'in Kandiye limanına kadar nakli Osmnalı gemişeriyle yapılcak,
  • Şövalyeler adadan bütün eşya ve silahlarıyla 12 gün içinde çekilebilecekle,
  • 12 gün içinde kaleye yalnızca 4,000 kişilk yeniçeri kuvveti girecek,ordunun kalan kısmı bir mil geri çekilecek,
  • Rodos halkı 5 yıl  vergiden muaf tutulacaktı.

Böylece tarikat üzerine kurulu 214 yıllık Rodos şövalye devleti yıkılmış oldu.

Sultan Selim'in Son Günleri ve Ölümü

Y.Sultan Selim,artık Avrupa üzerine bir sefere çıkmayı planlıyordu.Hatta öncelikle Rodos adasının alınması düşünülmüş,ancak uzun bir muhasaraya yetecek kadar mühimmat bulunmamamsı sebebbiyle bundan vazgeçilmişti.Ancak Macaristan üzerine bir sefer yapılabilceği tahmin olunuyordu.Ordu Piri Paşa kumandasında Edirne'ye  gönderilmişti.Sultan Selim Veziriazam'ın ardından 1520 yılının  ağustos  ayında Edirne'ye hareket etti.Hareketinden önce sırtında henüz olgunlaşmamış bir çıban olduğu görülmüş,bnu cerrahi müdaheleyle tedavi ettirmeyi gerksiz gören Sultan Selim, hamada oğdurmuştu.Bundan sonra rahatsızlığı artan Padişah Edirne 'ye gitme kararından vazgeçtiği medği için ,hasta hasta yola düştü.Menzillerde uzun dinlenmelerle yavaş yavaş gidiliyordu.Ancak yara büyüdü ve açıldı.Doktorların bütün ihtimamına rağmen 2 ay kadar sonra Osmanlılar'ın büyük fatihi ve ilk halifesi 21 Eylül 1520'de Cuma günü akşamı vefat etti.

Yavuz Sultan Selim(1512-1520)

                 Sultan Selim 'in babaısnın elinden saltanatı zorla alınmasından sonra Osmanlı  Devleti'nde yeni bir dönemin başlayacağı  açıktı.Daha şehzadeliğinde Anadolu'daki kızılbaş faaliyetlerini yakından  takibe alan ,hatta Safevi  Devleti'nin üzerine  yürüyerek  Erzincan ve civarını  ele geçiren ve Şah İsmail'i de yenilgiye uğratan bir şehzadenin  hükümdarlığı sırasında bu tehlikeyi tamamen bertarf etmeye çalışacağı belli idi. Ancak daha önce kardeşleriyle mücadelesini kazanarak geride saltanat iddiacısı kimseyi bırakmamak istiyordu.
                   

                  Bir Padişah'ın tahta geçmesinden sonra bahşiş verilmsine,yani culüs bahşişi verilmesin,ilk defa Fatih zamanında başlanmış II.Bayezid 'in tahta geçişi sırasında  yeniçeriler ,diğer bazı isteklerle beraber ,cülus bahşişiside  istemişlerdi.Böylece bu bir usul halini almışltı.Bayezid zamanında askere 2,000'er akçe bahşiş verilmişke,bu  defa 3,000'er akçe verilmiş ve bundan başka sipahilerin yevmiyelerine 4 ,yeniçerilern yevmiyelerine  de 2 akçe zam yapılmıştır.

                   Selim'i tevrik için İstanbul'a gelen ilk elçilik heyti Raguza mebuslarıdır.Sultan Selim'den devletlerinin himayesini isteyen Raguzalılar iyi karşılanmış,ancak Türkiye'ye ihraç edecekleri ticari mallara da %5 gümrük vergi konmuştur.Bunlar dışında Macaar,Venedik,Memluk ve başka ülke elçileri saltanat tebrikine gelmişbunlardan bazılarıyla daha önce yapılmış olan andlaşmalar yenilenmiştir.

Makbul İbrahim Paşa'nın Mısır'daki Islahatı

                    Mısır'da peşpeşe meydana gelen isyanlar,bu bölgenin ciddi bir idari ve iktisadi ıslahata ihtiyaç duyduğunu göstermekteydi.Zaten Memluk Devleti'nin son yıllarında iktisadi  durum iyice bozulmuş,Osmanlı idaresi de mevcut yapıyı olduğu gibi koruduğundan,hoşnutsuzluklar OSmanlı Devleti'ne fatura edilir olmuştu.Dikkat edilirse isyancılar hep vergilerin yüksekliğinden bahsedip,bunu azaltma vaadiyle halkı yanlarına çekmeye çalışma kta idiler.Mısır idaresindeki aksayan yünlerin düzeltilmesi için Veziriazam İbrahim Paşa Mısır'a gönderildi.Yanında defterdar İskender Çelebi ile tezkireci Celalzade Mustafa Çelebi de vardı.

                    Veziriazam,Mısır'da kaldığı 2 ay içinde mühim ıslahatlar yaptı.Kanunların bünyeye uymayanlarını tadil etti,ihtiyaç duyulan yeni kanunlar çıkardı ve bunları İstanbul'a tasdik ettirdi.Dul ve yetimlere maaş bağlandı,borcundan dolayı hapiste bulunan kişilerin boröları hazineden ödenerek hapisten çıkarıldı,her tarafa  tellallar çıkarılarak devletten ve devlet idarecilerindenn bir şikayeti olanların,zulme uğrayanların,şikayetini Padişah 'ın mutlşak vekili olarak İbrahim Paşa'ya anlatmaları istendi.Şikayetler dikkatle dinlendi.Haksızlıklar düzeltildi.Bütün işlerin ardıdan Mısır valiliğine Şam valisi Hadım Süleyman Paşa getirildi.Yapılan ıslahatlarla Mısır halkının refah düzeyi yükseltilerek Osmanlı Devleti'ne bağlılıkları arttırıldı.