| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Osmanlı Devleti , Osmanlı Tarihi

Osmanlı Devletinin tarihi , padişahları , tarih dersi , savaşları , dönemleri hakkında bilgiler barındıran , özgün blog.

Yazılar arşiv 08.2008 Other entries in 2008-08 resimler, videolar

Mercidabık Savaşı ( 1516 )

Yavuz Sultan Selim , Sadrazam Sinan paşayı kırk bin kişilik kuvvetle Maraş üzerinden Fırat taraflarına göndermişti. Bu sefer görünüşte Safeviler üzerineydi. Memlukler bu Osmanlı ordusunun Fırat üzerinden geçişini engellediler. Memluk Sultanı Kansu Gavri ile Şah İsmail Osmanlılar aleyhine ittifak yapmışlardı. Bu ittifak üzerine yavuz , Memluk hükümdarına karşı ne yapmak gerektiğini ulemaya sordu. Ulema da Memluk hükümdarı aleyhine fetva verdi. Böylece bir İslam devleti olan Memluklere karşı yapılacak savaş meşruluk kazandı.

 

Yavuz Sultan Selim , Memluk Devleti'ni ortadan kaldırmak için donanmasını da Suriye sahillerine gönderdi. Osmanlı ordusu , Çukurova bölgesindeki Ramazanoğulları Beyliği'ni Osmanlı Devleti'ne kattı. Osmanlı ordusunun ilerleyişi üzerine Kansu Gavri Halep'e geldi. İki ordu Mercidabık'ta karşılaştı ( 1516 ). Yapılan savaşta Memluk ordusu bozguna uğradı. Memluk hükümdarı Kansu Gavri öldü ve yerine Tomanbay geçti. Yavuz Sultan Selim kışı Şam'da geçirdi. Mercidabık Savaşı sonucunda Suriye , Lübnan ve Filistin toprakları Osmanlı Devleti'nin eline geçti. Böylece Mısır yolu Osmanlılara açılmış oldu. 

Fransız İhtilali'nin Sonuçları

Fransız İhtilali'nin Sonuçları:

 

  • Avrupa ve dünyanın siyasi eşitsizliğe dayalı sosyal yapısı değişti. Mutlak krallıkların yıkılabileceği görüldü.
  • Dünyada demokrasi kavramı yerleşmeye başladı.
  • Milliyetçilik bilinci gelişerek çok uluslu devletlerin yıkılmasında etkili oldu.
  • Eşitslik , özgürlük ve adalet kavramları doğrultusunda devlet ve hukuk sisteminde yeni düzenlemeler yapıldı.
  • Yeni çağ bitti, yakın çağ başladı.
  • Fransız ihtilali'nin getirdiği düşünce ve ilkeler günümüz demokrasilerine temel oluşturdu. 

Şark Meselesi

1815 yılında toplanan Viyana Kongresi'nde ilk defa Rus Çarı Aleksandır tarafından Osmanlı idaresindeki Hristiyanların davası ile ilgilenmek için kullanılan şark meselesi terimi , sonradan daha geniş bir anlam kazandı. 19. Yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki topraklarının paylaşılması anlamında ele alınmıştır.

Osmanlı Devleti'nin Etnik Yapısı

Osmanlı Devleti'nin kurulduğu yıllarda nüfusun çoğunluğu Türklerden ( Türkmenlerden ) meydana geliyordu. Osmanlı Devleti'nin fetihlerle genişlemeye başlaması , etnik yapıyı da değiştirdi. Zamanla Rumalar, Sırplar , Bulgarlar , Romenler ,Slavlar , Ermeniler , Arnavutlar , Araplar ve Acemler de Osmanlı toplumu içinde yer aldılar.

Osmanlı devletinde etnik grupların uzun yıllar barış içinde bir arada yaşamaları , devletin tüm gruplara karşı hoşgörülü ve adaletli davranarak dil , din ve ırk ayrımı yapmaması ile gerçekleşmiştir. Ancak 16. yüzyıldan itibaren devlet yönetiminde görülen bozulmalar sonucu devletin zayıflamasıyla birlikte bazı azınlıklar , bağımsızlık hareketlerine giriştiler. Bu durum Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecini başlatan önemli etkenlerden biridir. Bu süre. 1 Dünya Savaşı sonuna kadar devam etmiştir.

Edirne - Segedin Antlaşması

 2. Murat Döneminde Balkanlardaki Gelişmeler ve Edirne Segedin Antlaşması

 

Osmanlı - Venedik Savaşı'ndan sonra Sırplar , Belgrat'ı Macarlara verdiler. Eflak ve Bosnalılar da Osmanlılara bağlılığı kabul etmediler. Böylece Macarlar , Sırplar , Bosnalılar ve Eflaklılar Osmanlılara karşı birlik oluşturdular. Macar Kralı Sigismund'un ölümü üzerine Macaristan'da taht mücadelesi başladı. Osmanlı kuvvetleri , Balkanlarda bozuln dengeyi sağlamak için  harekete geçip Sırpların merkezi Semendire'yi alarak Sırp despotluğuna son verdiler ( 1439 ). Bosna ve Hersek alınarak vergiye bağlandı. Belgrat kuşatıldı ancak alınamadı.

 

Yeni Macar Kralı Ladislas tarafından Erdel voyvodalığına tayin edilen Hunyadi Yanoş , Türklere karşı saldırmaya başladı. Semendire'den Osmanlıları attı. Uc beyi Mezid'i pusuya düşürüp öldürdü ( 1441 ). Ertesi yıl Şehabeddin Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusunu da yenilgiye uğrattı. Bu durum , Avrupalılar arasında Türkler aleyhine yeni bir Haçlı seferi düzenlenmesi düşüncesini doğurdu. Bizans da Osmanlılardan kurtuluşu bir haçlı seferine bağlıyordu. Sonuçta Hunyadi Yanoş Osmanlı topraklarına girdi. İlk savaş Osmanlı öncü birlikleri ile Haçlılar arasında Niş çevresinde oldu ve savaşı Osmanlılar kaybetti ( 1443 ).

 

2. Murat , bu haçlı ordusunu İzladi Geçidi'nde karşıladı ancak durduramadı. Haçlı ordusu Filibe Ovası'na girdi ve Yalvaç civarında yapılan savaşta Osmanlı Kuvvetlerini yendi. Kışın şiddetli geçmesi üzerine Haçlılar geri çekildi. Bu arada Arnavutluk Beyi İskender Bey ayaklandı. Rumeli'deki bu başarısızlıklar ve Karamanoğullarının bu durumunu fırsat bilerek Osmanlı topraklarına saldırması üzerine 2. Murat barış için Macarlara başvurdu. İki taraf arasında on yıllık barış şartlarını içeren  Edirne - Segedin Antlaşması imzalandı. 

 

2. Murat Balkanlarda barışı sağladıktan sonra Anadolu'da iki yıldır topraklarına saldıran Karamanoğulları üzerine sefere çıkarak Akşehir , Konya ve Beyşehir'i aldı. Osmanlılar tarafından alınan yerler Karamanoğullarında kalmak üzere barış yapıldı. 2. Murat tahtı , on iki yaşındaki oğlu Mehmet'e bırakarak Manisaya çekildi.

 

 

2. Ahmet Dönemi

2. Süleyman'ın erkek çocuğu olmadığı için , kardeşi 2. Ahmet padişah oldu ( 1691 ). Bu dönemde Avusturya , Venedik ve Lehistan ile yapılmakta olan savaşlar devam ediyordu.

 

2. Ahmet'in padişah olduğu sırada , ordusunun başında Avusturya Seferi'nde bulunan Köprülü Fazıl Mustafa Paşa sadrazamlık görevine devam etti. Salankamen'de Avusturya Ordusu ile şiddetli çarpışmalar oldu. Osmanlı ordusu savaşı kazanmak üzere iken sadrazam Köprülü Fazıl Mustafa Paşa şehit düştü. Sadrazamın şehit olması üzerine ordu bozguna uğradı ( 1691 ).

 

Salankamen yenilgisinden sonra Avusturya , Temeşvar hariç Osmanlıların Macaristan topraklarını ele geçirdi ( 1693 ).

 

Venedik , Mora Yarımadası'nı ele geçirdikten sonra Girit'e yöneldi. Girit'teki Hanya'yı kuşattı ancak başarılı olamadı ( 1691 ). Hanya'yı alamayan Venedik , Sakız Adası'nı ele geçirdi ( 1694 ). Lehistan ise Varat Kalesi'ni aldı. Kamaniçe'yi basan Leh kuvvetleri başarılı olamayınca geri çekildiler. Bu sırada , 2. Ahmet Edirne'de öldü ve yerine oğlu 2. Mustafa geçti ( 1695 ). 

Saray

Osmanlı Devleti’nde hükümet , eyaletlerin yönetimi ve ordu doğrudan doğruya padişahın şahsına bağlı olarak teşkilatlandırılmıştır. Saray , padişahın devleti yönettiği ve özel hayatını geçirdiği yerdi. Memleketin tüm birimleri saraydan yönetiliyordu. Bu yüzden saray yüksek bir devlet dairesi durumundaydı. Devlete başkentlik yapmış olan Bursa ve Edirne’de saraylar inşa edilmişti. İstanbul başkent olunca Fatih Sultan Mehmet, Eski Saray’ı yaptırmış, yeterli olmayınca da Sarayburnu’ndaki Yeni Saray’ı ( Topkapı Sarayı ) inşa ettirmişti. Topkapı Sarayı 19. yüzyıla kadar devletin yönetildiği mekan olmuştu. 19. Yüzyılda Dolmabahçe , Beylerbeyi ve Yıldız gibi yeni saraylar yaptırılarak devlet yönetiminde kullanılmıştır.

Abaza Mehmet Paşa İsyanı

Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmet Paşa , Genç Osman'ın öldürülmesinin öcünü almak için isyan etti ( 1624 ). 4. Murat , ayaklanan beylerbeyi üzerine Sadrazam Çerkez Mehmet Paşayı gönderdi. Kayseri yakınlarında yenilen Abaza Mehmet Paşa Erzurum'a çekildi. Sadrazam Abaza Mehmet Paşa ile anlaşarak onu Erzurum Beylerbeyliğinde bıraktı. Buna rağmen Abaza Mehmet Paşa yeniden isyan etti. Üzerine gönderilen Sadrazam Hüsrev Paşa , Abaza Mehmet Paşayı teslim alarak İstanbul'a getirdi. Abaza Mehmet Paşa'nın mertliği , cirit atmadaki ustalığı ve silah kullanmadaki yeteneği 4. Murat'ın ilgisini çekti. Onu affederek Bosna Beylerbeyliğine atadı.

Osmanlı Toplumunun Dini Yapısı

Osmanlı Toplumunun Dini Yapısı 

 

Osmanlı Devleti'nde millet sisteminin temeli dini esaslara dayanmaktaydı. Buna gçre ülkede yaşayan topluluklar Müslim ve gayrimüslim olarak örgütlenmiş olup devlet düzeninde Müslümanların egemenliği esastı.

 

Müslümanlar

 

Osmanlı toplumunda Müslümanlar çoğunluğu oluşturuyordu. Devletin kurucusu ve sahibi , Müslüman Türklerdi. Müslüman halkın çoğunluğu Türklerden ve Araplardan oluşmakta idi. Bunlardan başka Arnavutlar ve Boşnaklar da İslamiyeti kendi istekleriyle kabul etmişlerdi. Osmanlılar kendi egemenliklerine giren insanların din ve inanışlarına karışmamışlardı.

 

Gayrimüslimler

 

Gayrimüslimler , Hristiyanlar ve Musevilerdi. Gayrimüslümler , Müslüman olmak koşuluyla devlet hizmetinde göre alabiliyorlardı. Bu şekilde enderundan yetişmiş ve yüksek mevkiye gelmiş bir çok devlet adamı vardır. ( Sokullu Mehmet Paşa ,  Kuyucu Murat Paşa )

 

Osmanlı tebaası , medeni hukuk alanında kendi dinlerinin hukukuna göre yargılanırlar , topluma karşı istedikleri suçlarda ise kadıların vereceği kararlara uyarlardı. Gayrimüslimlerin dini hayatlarına karışılmazdı. Müslümanlardan farklı olarak cizye verisi öderlerdi. Buna karşılık askerlik yapmazlardı.

 

Hristiyanlar

 

Osmanlı Devleti'nde nüfusun yaklaşık olarak üçte biri Hristiyanlardan oluşmaktaydı. Hristiyan halkın çoğunluğu ortodoks mezhebindendi. Ortodoks mezhebinin başkanı İstanbul'da oturan patrikti. Osmanlı Devleti'nde yaşayan Rumlar , Ermeniler , Sırplar , Bulgarlar , Romenler , Arnavutlar , Habeş ve Mısır halkının bir bölümü de Ortodokstu. Bunların dışında Osmanlı toplumu içinde diğer bir Hristiyan millet de monofizit denilen bir öğretiye sahip olan Ermenilerdi. Ayrıca sayıları az olmakla birlikte Süryani , Nesturi , Maruni , Yakubi gibi Hristiyan kiliseleride bulunmaktaydı.

 

Hristiyanlar genellikle ticaret ve tarımla uğraşırlardı. Islahat Fermanı ile Müslümanlarla aynı haklara sahip oldular.

 

Museviler ( Yahudiler )

 

Osmanlı toplumu içindeki dini gruplardan biri de Musevilerdir. Bunlar daha çok İstanbul , Bursa , Edirne , Selanik , Halep ve Bağdat gibi şehirlerde oturur ve ticaret uğraşırlardı. Endülüs Emevi Devleti'nin yıkılmasından sonra Hristiyanların yaptığı katliamdan kaçan museviler güvenle Osmanlı ülkesine yerleştirildiler. Osmanlıların Hristiyan olduğu gibi Musevileri de hoşgörü ve adaletle yönetmişlerdir. Musevilerin Osmanlı Devleti ile ilişkilerini İstanbul'da oturan dini başkanları hahambaşı düzenlerdi. 

Estergon Seferi

           Haçlı kuvvetlerinin Budin'i kuşattıkları haberi geldiğinde İstanbul'da bulunan Fransız elçisi,Charles -Quint'in baskıları karşısında Osmanlı  donanmasının yardımını  rica etmişti.Bu işle Barbaros Hayreddin Paşa görevlendirildi.Budin'i kuşatan Haçlı kuvvetlerinin hareketlerini daha iyi takip etmek için Edirne'ye  gelen  Kannuni  1542 kışını Edirne'ye geçirerek sefer hazırlıklarını yürüttü.Gerçi düşman kuvvetleri bozguna uğratılmıltı,ama Budin çevresindeki bazı stratejik kaleler ele geçirilmeden bu gibi saldırıların devam edceği ele geçirilmedn bu gibi saldırıların devam edeceği de açıktı.Böylece Kanuni 23 Nisan 1543'te Edirne'den onuncu seferine çıktı.Aynı zamanda Barbaros da İstanbul'da Osmanlı donanmasıyla Fransa'nın yardımına gidiyordu.

            Budin beylerbeyi Bali Paşa ile Bosna beylerbeyi Ulama Paşa da hareket geçerek çevredki bazı kalelerin fethine  giriştiler.Ulama Paşa ve kendisine katılan diğer sancak kuvvetleri Pojega civarındaki Atine ,Safronik,Belostina,Rahoça kalelerini  aldı.Bali Paşa da Nana kalesini fethetti.Bundan sonra Hızır Bey,Mesih Bey ,Yahya Paşazade Ahmed Bey  gibi sancakbeyleri Valpo (Valpova) kalesinin fethine giriştiler.Burası ufak olmakla birlikte müstahkem bir kaleydi.Peçevi'nin  kaydına göre  kaledekiler 18 gün direndiler.Sonunda Padişah ordusu gelince aman ile teslim oldular.

 

           Bundan sonra Peçuv  ve Sikloş kaleleri üzerine yüründü.Peçuy(Pécs) şehri savaşmadan teslim oldu.Kuşatılan Sikloş kalesi de 8 Temmuz 'da fethedildi.

        Budin'e gelen Osmanlı ordusu bir kaç gün burada dinlendikten sonra Estergon üzeirne yürüdü.Tuna üzerinden de gemiler le top  ve mühimmat sevkedildi.

           Avusturya sınırında stratejik bir mevkide bulunan Estergon 1.Viyana  kuşatması  esnasında Osmanlılar'a teslim olmuş,ancak daha sonra yine Avusturyalılar'ın eline geçmişti.

    25 veya 29 Temmuz'da Estergon kuşatması başladı.Kaledekiler teslim teklifini kabul etmeyince şiddetli bir savaş,oldu.Kaleden açılan şidetli top ateşi  hayli zayiata sebep olmasına karşılık Osmanlı toplarının yoğun ateşi de surları delik deişk etmişti.Uzun süre direnemeyecklerini anlayan savunmacılar aman diliyerek teslim oldular.

  Şehrin ortasındaki kilise camiye çevrilerek burda Cuma namazı kılındı.Bazı idari düzenlemeler yapıldı,tebrik için gelen Lehistan elçisi kabul edildi .