| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Osmanlı Devleti , Osmanlı Tarihi

Osmanlı Devletinin tarihi , padişahları , tarih dersi , savaşları , dönemleri hakkında bilgiler barındıran , özgün blog.

Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler, videolar

Preveze Deniz Savaşı

Karalarda üstünlüğü ele geçiren Kanuni Sultan Süleyman , Akdeniz'de de üstünlüğü ele geçirmek için Barbaros Hayrettin Paşayı maiyetine alması ve Türk donanmasının Ege Denizi'nde Venedik'e ait kaleleri alıp İtalya kıyılarına baskınlar düzenlemesi , Avrupalıları telaşlandırdı. Korfu Adası'nda toplanan Venedik , Ceneviz ve Malta kuvvetleri , Akdeniz'deki Türk varlığına son vermek için Andrea Doria komutasında bir haçlı donanması oluşturdu. Barbaros Hayrettin Paşa, durumu öğrenir örğrenmez Preveze önlerine geldi. Türk donanmasında Salih Reis , Seydi Ali Reis ve Turgut Reis gibi değerli Türk denizcileri de bulunmaktaydı. Barbaros , kendi kuvvetlerinden kat kat üstün güçlü haçlı donanmasını üstün yeteneği ile kısa sürede dağıtıp büyük bir zafer kazandı ( 28 Eylül 1538 ). Andrea Doria Türk donanmasından kaçarak kurtuldu.

 

Venedik , Osmanlı Devleti ile anlaşma yapmak zorunda kaldı. Buna göre Mora ve Dalmaçya kıyılarındaki kaleler ve Barbaros'un aldığı yerler Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.

 

Preveze Zaferi ile Akdeniz'de üstünlük tamamen Türklerin eline geçti. Preveze Deniz Zaferi'nin kazanıldığı 28 Eylül her yıl " Türk Denizcilik Günü " olarak kutlanmaktadır.

Maarif Teşkilatının Kurulması

Osmanlı Devleti'nde eğitim , vakıflar bünyesinde örgütlendi. Tanzimat  Fermanı ile eğitimde yeni düzenlemelere ve teşkilatlanmaya gidildi. 1845'te Meclis-i Maarif-i Muvakkat ( geçici eğitim meclisi ) eğitim programı yapmakla görevlendirildi. 1851'de ortak ve yüksek öğretimde okutulacak ders kitaplarını hazırlamak ve bir bilim akademisi olarak çalışmak amacıyla Encümen-i Daniş kuruldu. Ancak 1862'de kapatıldı.

 

Eğitimle ilgili ilk bakanlık örgütlenmesi 1839'da kurulan Mekteb-i Rüştiye Nezaretidir. Örgütlenmenin temeli ise 1846'da kurulan Meclis-i Maarif-i Umumiye oluşturdu. Nihayet Osmanlı Devleti'nde ilk Milli Eğitim Bakanlığı olan Maarif-i Umumiye Nezareti kuruldu ( 1857 ). Bakanlık , Tanzimat Döneminde açılan okulların müfredatından ders araç ve gereçlerine kadar bütün eğitim işlerinden sorumluydu.

 

Maarif-i Umumiye Nizamnamesi eğitimi düzenleyen bir yasaydı. Bu yasayla eğitim uygulamaları sistemleştirildi. Eğitimde planlı döneme geçilerek ilköğretim zorunlu hale getirildi. Bir eğitim meclisi kurularak tayin, denetim ve ders kitaplarının yazımı , çevirisi belli bir sisteme bağlandı ve ilk yüksek öğretim kurumu olan Darülfünun açıldı. 

Osmanlı Devleti'nin Gerileme Dönemi

Osmanlı Devleti , Karlofça Antlaşması'na yol açan büyük askeri başarısızlığın ardından ilk defa önemli miktarda toprak kaybı yaşamış , 18. yüzyılın ilk yılları bu kaybın oluşturduğu sarsıntılarla geçmiştir.

 

Devlet yönetimi , yaşanan bu gelişmeler karşısında bütün gayretlere karşın anlamlı çözümler üretememiştir. 18. yüzyıl askeri başarısızlıkların ve buna bağlı olarak toprak kayıplarının artmaya başladığı bir dönemdir. Bu başarısızklıkların yansımaları sosyap yapıda ve devletin değişik yönetim kademelerinde çok açık biçimde görülür.

 

Osmanlı Devleti'nin 18. yüzyıl başında izlediği genel politika iki temel hedefe yöneliktir.


  1. Karlofça Antlaşması ile kaybedilen toprakların geri alınması.
  2. Karşılaşılan sorunları , yapılacak yeni düzenleme ve ıslahatlarla ortadan kaldırmak. 

Hayvancılık

Osmanlı ekonomisinde hayvancılığın yeri önemlidir. Ekonomi tarıma dayandığında tarımla birlikte hayvancılık da gelişmişti. Göçebeler geçimlerini tamamen hayvancılıktan sağlıyorlardı. Devlet bunlardan besledikleri hayvan sayısına göre vergi alıyordu. Bazı yerlerde hayvan yetiştirilen çiftlerlerde kurulmuştu. Başta koyun ve keçi olmak üzere sığır , manda , at , katır, eşek ve deve en çok beslenen hayvanlardı. At ve sığır tarım faaliyetlerinde koşum ve çekim hayvanı olarak kullanılanlardı. Halkın besin maddeleri arasında süt ve yoğurdun önemi büyüktü. Bu nedenle köylerde her aile kendi ihtiyaçlarını karşılamak için hayvan beslerdi. At yetiştirilmesine önem verilirdi. At haberleşme , savaş ve taşıma vasıtası olarak kullanılırdı. Saray ve ordunun at ihtiyacını karşılamak için çiftlikler kuruldu. Göçebelerin asıl işleri hayvancılıktı. Şehirlerin et , yağ , yoğurt , tereyağı , peynir gibi ihtiyaçları bunlar tarafından karşılanırdı.

 

Hayvanların et ve sütlerinden yararlanıldığı gibi kıl , yapağı ve derilerinden de sanayi hammadesi olarak yararlanılıyordu. Göçebelerin dokudukları halı ve kilimlerin ham maddeleri hayvan yapağıları idi. Dericilik gelişmiş düzeydeydi. İpek böceği  ipekli dokumaların ham maddesini oluşturuyordu. Arıcılık ve deniz ürünlerinin yetiştirilmesi de hayvancılık alanına girmekteydi.

Cezayir'in Osmanlılara Katılması ( 1533 )

Barbaros Hayrettin Paşa olarak tanınan Hızır Reis , Midilli 'de tımarlı sipahi olan Yakup'un dört oğlundan biriydi. Barbaros Hayrettin Paşa , kardeşi Oruç Reis ile beraberCerbe Adas'nı merkez edinerek büyük bir donanma oluşturdu. Kısa sürede Türk korsanları Akdeniz'de büyük bir üne kavuştu. Ancak Kuzey Afrika'daki İslam devletlerinin karışıklığından yararlanan İspanyollar burada bazı yerler ele geçirmişlerdi. Bunun üzerine Barbaros Hayrettin Paşa , Yavuz Sultan Selim'den yardım istedi. Barbaros ve Oruç Reis, Osmanlı Devleti'nin yardımıyla Cezayir'i İspanyolların elinden alıp bir hükümet kurdular. Oruç Reisin ölümü ile Cezayir hükümdarlığı Hızır Reise geçti. Kanuni Sultan Süleyman , Akdeniz'de Şarlken'e ve onun desteğindeki Andrea Doria'ya karşı mücadele edebilmek için Hızır Reisi İstanbul'a çağırdı. Bunun üzerine İstanbul'a gelen Hızır Reis , Cezayir beylerbeyliğine ve Osmanlı Devleti'nin kaptanıderyalığına getirildi. Böylece Cezayir , Osmanlı topraklarına katılmış oldu.

Şehzade Mustafa Olayı

Padişah 2. Murat , Mehmet Çelebinin oğullarından Mustafa Çelebiyi kışkırtan Bizans'ı cezalandırmak için İstanbul'u kuşattı ( 1422 ). 2. Murat 'ın kardeşi on üç yaşındaki Şehzade Mustafa , Karaman ve Germiyan beyliklerinin kuvvetleriyle birlikte Bursa'yı kuşattı. Bunun üzerine 2. Murat , İstanbul kuşatmasını kaldırdı. Küçük yaştaki Şehzade Mustafa , 2. Murat'ın gönderdiği Mihalnen 2. Murat , İznik üzerine yürüdü. İznik önünde şiddetli çarpışmalar sonucu Şehzade Mustafa yakalanarak öldürüldü ( 1423 )

Osmanlı Devleti’nin Savaş İlanı

 

  Çanakkle Boğazı’ndan girip çıkıcak bütün gemilerin ,Boğaz hisarında kontrol edileceği ,buna uymayanların  top ateşiyle batırılacağı keyfiyeti İstanbul’da bulunan  yabancı elçi ve maslahatgüzarlara bildirildi.3 .Selim ,nihayet 30 Ağustos 1798 tarihinde Sadrazam İzzet  Mehmed Paşa ile onun taraftarı olan Şeyhülislam Dürrizade Arif Efendi’yi azletti.Aşir Efendi Şeyhülislam,kapıcıbaşı  İzzet Ahmet Paşazade Abdullah Bey  Sadaret kaymakamı oldular.Sadaret mührü Erzurum valisi Yusuf Ziya Paşa’ya gönderildi.

 

Nihayet ,2 Eylük 1798 günü Fransa maslahatrüazgarı Babıali’ye getirilip Fransa Cumhuriyeti’nin antlaşmayı bozararak Osmanlı Devleti’nin bir parçası olan Mısır’a fiilen tecavüzde bulunması dolayısıyla bu devlete savaş ilan edildiği resmen bildirilmiş ve kendisiyle elçilik memurları tutuklanıp Yedikule’ye gönderilmişlerdir.

Osmanlı - Venedik İlişkileri ( 1499 - 1502 )

Venedik'in Mora Yarımadası'ndaki liman ve kaleleri , Osmanlıların Akdeniz'de rahat hareket etmelerini engelliyordu. 2. Bayezit , donanmayı güçlendirerek Venedik Donanması ile rekabet edecek duruma getirdi. Kemal ve Burak reisler de Osmanlı Donanmasına katıldı. Venedik ile yapılan savaşlarda İnebahtı , Modon , Koron ve Navarin alındı.

 

Böylece :

  • Venedik'in Mora yarımadası'ndaki egemenliği sona erdi.
  • İnebahtı'nın alınması ile Osmanlı donanması Adriyatik Denizi'nde önemli bir üs elde etti.
  • Alınan liman ve kaleler Türklerde kalmak şartıyla 1502'de Venedik ile barış yapıldı. 

Osmanlı İmparatorluğu

Ertuğrul Gazi’nin 1281’de ölümüyle oğlu Osman Bey Bizans tekfuru ile yaptığı anlaşma sayesinde 1299’da bağımsızlığını ilan ederek; Osmanlı Beyliğini kurarak başına
geçmiş, İznik’i başkent yapmıştır. 600 yıl sürecek olan Osmanlı egemenliğini başlatmıştır.

 

Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesi ile hem Bizans egemenliğinin hem de bir çağın sonu getirilmiş, yeni bir çağ açılmıştır Coğrafyanın Osmanlılar adına değiştiği üç kıtaya yayılan büyük bir imparatorluğun temelleri sağlam bir şekilde atılmış, İstanbul başkent yapmılmıştır.

 

Yavuz Sultan Selim döneminde Asya ve Afrika , Kanuni Sultan Süleyman döneminde de Avrupa fethedilmiştir.

 

Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlılar, en üst seviyelerine gelmiş, ondan sonraki sultanlar döneminde aynı iyi yönetim ve başarıların gösterilememesi nedeniyle bir duraklama evresine giren Osmanlılar; Fransız devriminden sonra ortaya çıkan milliyetçilik akımları, birçok alanda çağa ayak uyduramama, büyük toprakların kontrolünü yapamamaları, birçok cephede savaşmaları, ekonomik şartların değişmesi vb. sebeplerden dolayı çöküş evresine girerek 1. Dünya Savaşı’nın sebep olduğu büyük ekonomik sıkıntıları ile parçalanan ve dağılan bir imparatorluk haline gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın arkasından da elinde sadece Anadolu toprakları kalmıştır. Cumhuriyetle birlikte Anadolu, yeni Türkiye Cumhuriyetinin doğuşuna şahit olmuştur.

 

600 yıllık Osmanlı döneminde birçok saray, cami, yol, kervansaray, imarethane, çeşme, rasathane, köprü, hamam, sivil mimari örneği Türk-İslam eserleri olarak fethedilen topraklara götürülmüş, orada yaşayan halkların kültürleri ile kaynaşarak birçok yeni eser ortaya çıkmıştır.

 

 Osmanlılar; Avrupa, Asya ve Afrika kültürlerini kendi kültür yapıları içinde eritmiş, Osmanlı tarzı denen yeni bir yapı ortaya çıkarmışlardır. Mimar Sinan döneminde yapılan eserler, devrin zirvesine oturmuş, bugün bile eserlerinin teknik ve mimari açıdan üstün özellikleri ondan sonra gelenleri etkilemiş ve yeni bir mimari anlayışı getirmiştir.

 

 

 

Köprülü Mehmet Paşa

4. Mehmet ve annesi Valide Turhan Sultan tarafından sadrazamlığa getirildi. Sadarazam, " devleti içine düştüğü durumdan kurtaracağını ancak bazı şartları olduğunu "söyledi. İleri sürdüğü en önemli şart ,çalışmalarına ve yapacağı atamalara karışılmaması idi. Şartları kabul eden Köprülü Mehmet Paşa , orduyu disiplin altına aldı. Hatalı gördüğü devlet adamlarını görevden alıp cezalandırdı. İstanbul'da ulema arasındaki dini tartışmalara son verip kısa zamanda devlet otoritesini sağlado. Görevlerine yerine getirmeyen asker ve memurların maaşlarını keserek hazineden gereksiz yere para çıkmasını önledi. Böylece hazineyi sıkıntıdan kurtardı.

 

Köprülü mehmet paşa