4. Murat Dönemi Siyasal Olayları
2. Osman 1622'de öldürülünce yeniçeriler 1. Mustafa'yı tekrar tahta çıkardı. 1. Mustafa'nın sağlığının düzelmemesi ve devlet yönetiminde görülen karışıklık üzerine 1. Mustafa tahttan indirilerek yerine 4. Murat tahta çıkarıldı ( 1623 ). 4. Murat'ın çocuk yaşta tahta çıkması , yönetimde annesi Kösem Mahpeyker Sultan ve Sadrazam Ali Paşa'nın güç kazanmasına neden oldu.
Bu dönemde Celali ve Eyalet isyanları devleti fazlaca meşgul etti. 4. Murat olgunluk çağına geldiğinde saray kadınlarının ve saray ağalarının etkisinden kurtularak devlet yönetimine egemen oldu.
4. Murat , tarihçi Koçi Bey'in Osmanlı Devleti'nin duraklamasının nedenlerini açıklayan raporu doğrultusunda reform hareketlerine girişti.
İran Savaşları :
Osmanlı ülkesindeki iç isyanlardan ve Avusturya ile yapılan savaşlardan yararlanan Safevilerin Bağdat'ı ele geçirmesiyle ( 1624 ) Osmanlı - İran savaşları yeniden başladı.
Osmancılık
Preveze Deniz Savaşı
Karalarda üstünlüğü ele geçiren Kanuni Sultan Süleyman , Akdeniz'de de üstünlüğü ele geçirmek için Barbaros Hayrettin Paşayı maiyetine alması ve Türk donanmasının Ege Denizi'nde Venedik'e ait kaleleri alıp İtalya kıyılarına baskınlar düzenlemesi , Avrupalıları telaşlandırdı. Korfu Adası'nda toplanan Venedik , Ceneviz ve Malta kuvvetleri , Akdeniz'deki Türk varlığına son vermek için Andrea Doria komutasında bir haçlı donanması oluşturdu. Barbaros Hayrettin Paşa, durumu öğrenir örğrenmez Preveze önlerine geldi. Türk donanmasında Salih Reis , Seydi Ali Reis ve Turgut Reis gibi değerli Türk denizcileri de bulunmaktaydı. Barbaros , kendi kuvvetlerinden kat kat üstün güçlü haçlı donanmasını üstün yeteneği ile kısa sürede dağıtıp büyük bir zafer kazandı ( 28 Eylül 1538 ). Andrea Doria Türk donanmasından kaçarak kurtuldu.
Venedik , Osmanlı Devleti ile anlaşma yapmak zorunda kaldı. Buna göre Mora ve Dalmaçya kıyılarındaki kaleler ve Barbaros'un aldığı yerler Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.
Preveze Zaferi ile Akdeniz'de üstünlük tamamen Türklerin eline geçti. Preveze Deniz Zaferi'nin kazanıldığı 28 Eylül her yıl " Türk Denizcilik Günü " olarak kutlanmaktadır.
Maarif Teşkilatının Kurulması
Osmanlı Devleti'nde eğitim , vakıflar bünyesinde örgütlendi. Tanzimat Fermanı ile eğitimde yeni düzenlemelere ve teşkilatlanmaya gidildi. 1845'te Meclis-i Maarif-i Muvakkat ( geçici eğitim meclisi ) eğitim programı yapmakla görevlendirildi. 1851'de ortak ve yüksek öğretimde okutulacak ders kitaplarını hazırlamak ve bir bilim akademisi olarak çalışmak amacıyla Encümen-i Daniş kuruldu. Ancak 1862'de kapatıldı.
Eğitimle ilgili ilk bakanlık örgütlenmesi 1839'da kurulan Mekteb-i Rüştiye Nezaretidir. Örgütlenmenin temeli ise 1846'da kurulan Meclis-i Maarif-i Umumiye oluşturdu. Nihayet Osmanlı Devleti'nde ilk Milli Eğitim Bakanlığı olan Maarif-i Umumiye Nezareti kuruldu ( 1857 ). Bakanlık , Tanzimat Döneminde açılan okulların müfredatından ders araç ve gereçlerine kadar bütün eğitim işlerinden sorumluydu.
Maarif-i Umumiye Nizamnamesi eğitimi düzenleyen bir yasaydı. Bu yasayla eğitim uygulamaları sistemleştirildi. Eğitimde planlı döneme geçilerek ilköğretim zorunlu hale getirildi. Bir eğitim meclisi kurularak tayin, denetim ve ders kitaplarının yazımı , çevirisi belli bir sisteme bağlandı ve ilk yüksek öğretim kurumu olan Darülfünun açıldı.
Osmanlı Devleti'nin Gerileme Dönemi
Osmanlı Devleti , Karlofça Antlaşması'na yol açan büyük askeri başarısızlığın ardından ilk defa önemli miktarda toprak kaybı yaşamış , 18. yüzyılın ilk yılları bu kaybın oluşturduğu sarsıntılarla geçmiştir.
Devlet yönetimi , yaşanan bu gelişmeler karşısında bütün gayretlere karşın anlamlı çözümler üretememiştir. 18. yüzyıl askeri başarısızlıkların ve buna bağlı olarak toprak kayıplarının artmaya başladığı bir dönemdir. Bu başarısızklıkların yansımaları sosyap yapıda ve devletin değişik yönetim kademelerinde çok açık biçimde görülür.
Osmanlı Devleti'nin 18. yüzyıl başında izlediği genel politika iki temel hedefe yöneliktir.
- Karlofça Antlaşması ile kaybedilen toprakların geri alınması.
- Karşılaşılan sorunları , yapılacak yeni düzenleme ve ıslahatlarla ortadan kaldırmak.
Hayvancılık
Osmanlı ekonomisinde hayvancılığın yeri önemlidir. Ekonomi tarıma dayandığında tarımla birlikte hayvancılık da gelişmişti. Göçebeler geçimlerini tamamen hayvancılıktan sağlıyorlardı. Devlet bunlardan besledikleri hayvan sayısına göre vergi alıyordu. Bazı yerlerde hayvan yetiştirilen çiftlerlerde kurulmuştu. Başta koyun ve keçi olmak üzere sığır , manda , at , katır, eşek ve deve en çok beslenen hayvanlardı. At ve sığır tarım faaliyetlerinde koşum ve çekim hayvanı olarak kullanılanlardı. Halkın besin maddeleri arasında süt ve yoğurdun önemi büyüktü. Bu nedenle köylerde her aile kendi ihtiyaçlarını karşılamak için hayvan beslerdi. At yetiştirilmesine önem verilirdi. At haberleşme , savaş ve taşıma vasıtası olarak kullanılırdı. Saray ve ordunun at ihtiyacını karşılamak için çiftlikler kuruldu. Göçebelerin asıl işleri hayvancılıktı. Şehirlerin et , yağ , yoğurt , tereyağı , peynir gibi ihtiyaçları bunlar tarafından karşılanırdı.
Hayvanların et ve sütlerinden yararlanıldığı gibi kıl , yapağı ve derilerinden de sanayi hammadesi olarak yararlanılıyordu. Göçebelerin dokudukları halı ve kilimlerin ham maddeleri hayvan yapağıları idi. Dericilik gelişmiş düzeydeydi. İpek böceği ipekli dokumaların ham maddesini oluşturuyordu. Arıcılık ve deniz ürünlerinin yetiştirilmesi de hayvancılık alanına girmekteydi.
Cezayir'in Osmanlılara Katılması ( 1533 )
Şehzade Mustafa Olayı
Osmanlı Devleti’nin Savaş İlanı
Çanakkle Boğazı’ndan girip çıkıcak bütün gemilerin ,Boğaz hisarında kontrol edileceği ,buna uymayanların top ateşiyle batırılacağı keyfiyeti İstanbul’da bulunan yabancı elçi ve maslahatgüzarlara bildirildi.3 .Selim ,nihayet 30 Ağustos 1798 tarihinde Sadrazam İzzet Mehmed Paşa ile onun taraftarı olan Şeyhülislam Dürrizade Arif Efendi’yi azletti.Aşir Efendi Şeyhülislam,kapıcıbaşı İzzet Ahmet Paşazade Abdullah Bey Sadaret kaymakamı oldular.Sadaret mührü Erzurum valisi Yusuf Ziya Paşa’ya gönderildi.
Nihayet ,2 Eylük 1798 günü Fransa maslahatrüazgarı Babıali’ye getirilip Fransa Cumhuriyeti’nin antlaşmayı bozararak Osmanlı Devleti’nin bir parçası olan Mısır’a fiilen tecavüzde bulunması dolayısıyla bu devlete savaş ilan edildiği resmen bildirilmiş ve kendisiyle elçilik memurları tutuklanıp Yedikule’ye gönderilmişlerdir.
