| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Osmanlı Devleti , Osmanlı Tarihi

Osmanlı Devletinin tarihi , padişahları , tarih dersi , savaşları , dönemleri hakkında bilgiler barındıran , özgün blog.

2 "16. yüzyıl" etiketi kullanan gönderi "16. yüzyıl" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Osmanlı Devletinde Maliye Teşkilatı

Osmanlı Devletinde Maliye Teşkilatı

 

 

Osmanlı Devleti’nde vergileri toplamak , giderleri belirlemek ve kayıtları düzenlemek defterdarın göreviydi. Osmanlıların ilk maliye teşkilatı 1. Murat zamanında kuruldu. Mali işlere önceleri bir defterdar bakarken  sınırların genişlemesi ve mali işlerin artması sonucu Fatih Sultan Mehmet’ten sonra defterdar sayısı ikiye çıkarıldı. Rumeli defterdarı başdefterdar olup aynı zamanda divan üyesiydi. Bütün mali işlerden sorumluydu. Anadolu’daki mali işlere Anadolu defterdarı bakardı. 16. yüzyıl ortalarında Rumeli ve Anadolu Defterdarlarına ait kıyılar ve İstanbul mukataaları şıkk-ı sani defterdarı adıyla kurulan yeni bir defterdarlığa bağlandı.

 

Defterdarın görevleri:

 

  • Hazine ile ilgili işlerde hüküm yazmak ,
  • Rütbe ve dirlik verilecek kimseleri hükümdara teklif etmek
  • Akçenin değerini korumak
  • Bütçeyi hazırlayarak padişaha sunmaktır.

 

 

 

 

Defterdarın görevini yerine getirmesinde başında katiplerin bulunduğu bazı kalemler yardımcı olurdu.

 

Bu kalemler:

 

  • Ruznamçe Kalemi : Her gün çeşitli kaynaklardan gelen gelirlerin kaydedildiği yerlerdir.
  • Maliye emirleri kalemi : Maliye ile ilgili fermanların yazılıp ilgili yerlere gönderildiği kalemlerdir.
  • Tarihçi kalemi : Maliye belgelerinin tarihlendirildiği yerdir.

 

 

Reisülküttab ve nişancıya bağlı olarak çalışan kalemler de vardı. Beylikçi kaleminde divanın bütün yazışmaları tutulurdu. Tahvil kaleminde yüksek mevkilerdeki görevlilerin özlük işleriyle ilgili kayıtlar tutulur ve tımar sistemi ile ilgili yapılan yazışmalar yürütülürdü. Rüûs kaleminde tahvil kalemi dışında tüm devlet görevlilerinin özlük işleriyle ilgili kayıtlar tutulurdu.Âmedi kaleminde sadrazam ve padişah arasındaki yazışmalar ile dış ilişkilere ait yazışmalar yürütülürdü. Defterhane-i âmirede ise tımar sistemi ile ilgili tahrir defterleri tutulurdu.

 

Maliye teşkilatının taşradaki görevlileri ; eyaletlerde mal defterdarları , sancaklarda beytülmal eminleri , gümrük ve bac eminleri idi. Bunlar taşrada kamu haklarını korur ve devletin vergilerini toplarlardı.

 

Osmanlı hazinesi iç ve dış hazine olmak üzere iki bölümden meydana geliyordu.

 

İç hazine

 

Padişahın özel servetinin bulunduğu hazinedir. Padişahın maliyeden gelen ödeneği , Mısır’dan gelen paralar ve eyaletlerden gelen vergilerle oluşurdu. İç hazine , savaş ve beklenmedik harcamaları karşılamak için kurulmuş hazineydi.

 

Dış hazine

 

Devlet hazinesinin asıl oluşturulduğu bölümdür. Bu hazinenin yönetim sorumluluğu , sadrazam ve defterdara aitti. Gelir kaynakları ise şer’î ve örfi vergilerdi.

 

Osmanlı Devleti’nin gelirleri , 16. yüzyıl sonlarına kadar sürekli artış gösterdi. Ancak daha sonra savaşların uzun sürmesi , sık sık hükümdar değişmeleri ile ödenen cülûs bahşişleri , tımar sistemindeki bozulmalar ve vergilerin iltizam yoluyla toplanması gibi nedenler maliyenin bozulmasında etkili oldu.Osmanlı devleti mali güçlükleri aşmak için ilk defa Kırım Savaşı’nda ( 1854 ) İngiltere’den borç para alarak dış borçlanma yoluna gitti. 1876 yılına kadar Avrupalı bankerlerden yüksek faizlerle borçlar alındı. Bu paralar çalışanların maaşlarına, saray yapımı ve donanmaya harcandı, ekonomiyi canlandıracak girişimlerde kullanılmadı. Osmanlı devleti zamanla borçların faizlerini bile ödemekte zorlandı. 1881 Muharrem Kararnamesi ile ödeme şartları yeniden belirlendi. Buna göre devletin dış borçlarının miktarı indiriliyor , ödeme şartları yeniden düzenleniyordu. Buna karşılık , borçların ödenebilmesi için kurulan Düyun-ı Umumiye İdaresi ( 1881 ) yabancı alacaklıların temsilcileri tarafından yönetilecekti.

Taşra Yönetimi

Taşra Yönetimi ( İdari ve askeri teşkilat )

Beylikten devlete , devletten imparatorluğa yükselen Osmanlılar , devlet yönetimini 16. yüzyılda bölümlere ayırdılar , bunlar; merkeze bağlı eyaletler , bağlı hükümet ve beylikler idi.

Merkeze bağlı eyaletler

Yöneticileri doğrudan doğruya merkezden atanan bağlı eyaletlerdir. Sancakların birleşmesinden meydana gelen eyaletlerin başında beylerbeyi bulundurulurdu. Rumeli'de fetihler genişleyince Rumeli Beylerbeyliği , Anadolu'da da Anadolu Beylerbeyliği kuruldu. Protokolde Rumeli beylerbeyi , Anadolu beylerbeyinden üstündü. Rumeli Beylerbeyliği ilk beyberbeylik olması nedeniyle diğerinden farklıydı. Rumeli beylerbeyliğinin merkezi Manastır Sancağı ; Anadolu Beylerbeyliğinin merkezi ise Kütahya sancağı idi. Beylerbeyi , padişahın otoritesini temsil eder ve eyalet merkezleri olan sancaklarda otururdu. Yönetimi altındaki eyaletlerde askerî davaları çözümler , güveni sağlar ve savaş zamanlarında bölgesinde bulunan tımarlı sipahiler ile orduya katılırdı.

Bağlı ve Hükümet Beylikler

Bu hükümet ve beylikler , iç işlerinde serbest , dış işlerinde Osmanlı Devleti'ne bağlı ve yöneticilerinin padişah tarafından onaylandığı yerlerdi. Erdel , Eflak ve Boğdan vergilerini yıllık olarak öderler ve gerektiği zaman savaşlara ordularıyla katılırlardı. Hicaz ve Kırım himaye edilirdi. Kutsal yerlerden olan Hicaz Bölgesi özel yönetime tabi olduğu için buradan vergi ve asker alınmazdı. Aksine himaye edilir ve buraya İstanbul'dan her türlü yardım gönderilirdi.