İspanyollar'ın Cezayir'e Saldırması
Cezayir beylerbyliği her ne kadar Barbaros Hayreddin Paşa'nın kontrolünde idiyse de ,genellikle hükümet merkezinde blunmaması sebebiyle bu beylerbeylik,onun adına vekaleten idare ediliyordu.İdarenin başında da evlatlığı Hasan Ağa bulunuyordu.Cezayir'deki leventler sık sık İspanyol kıyılarına baskınlar düzenleyerek ve ticaret gemilerini ele geçirerek İspanyolar aleyhinde faaliyetlerini sürdürmekteydiler.İspanya-Almanya İmparatoru Charles-Quint,korsan yatağı olarak gördüğü Cezayir'in ele geçirilerek bir tehlike olmaktan çıkarılmasını arzulamaktaydı.
1541 yılında Kanuni Macaristan seferine çıktı.Kaptan-ı derya Barbaros Hayreddin Paşa'yı da 70 parça kadırga ile Adriyatik sahillerini tutmakla görevlendirdi.Kara ordusunun ve asıl deniz gücünün böylece meşgul bulunmasından istifade etmek isteyen İspanya İmparatoru,hemen büyük bir donanma ile Cezayir 'e hareket etti.
20 Ekim 1541'de Cezayir şehrinin 15-20 km.doğusuna asker çıkaran Charles-Quint karadan ve denizden şehri kuşattı.Emride 25,000 savaşçı ve 65 kadırga vardı.Diğer irili ufaklı savaş gemilerinin de katılmasıyla bu sayı 400 ü aşıyordu.Kaleyi savunan Hasan Ağa ise pek az sayıda bir kuvvete sahipti.Ancak şehri büyük fedakarlık ve gayretle savundu.Bu sırada şiddetli yağmur fırtına yüzünden düşman kuvvetleri epeyce zaiyat verdi. 150'den fazla gemisi batan,pek çok asker zaiyatı veren İmparator 4 ay sonra kaleyi düşüremeden çekilip gitti.
Kanuni Devrinde Türk Denizciliği ve Barbaros Kardeşler
Anadolu'ya gelen Oğuz Türkleri,karada büyük askeri başarılar elde etmenin yanında 3 yanı denizle çevrili bu yarımadada denizciliğe de ilgisiz kalmadılar.Aydınoğlu Umur Bey gibi uç beyleri denizcilikte önemli başarılar elde ettilerse de,denizcilik faaliyetleri güçlü bir donanma oluşturma seviyesine gelemedi.Münferit Türk girişimcilerin mal ve insan nakliyle uğraşmaları ve korsanlık etmeleri dışında bu sahada asul üstünlük yabancılarda kaldı.Mesela,kuvvetli bir donanma olmaması dolayısıyla Rodos şövalyeleri Türk ticaret gemileri için her zaman tehdir oluşturdu.Ancak II.Bayezid zamanında denizcilikte büyük bir atılım yapılarak güçlü bir donanmanın oluşturulduğunu,Modon'un fethi sırasında Venedik donanmasının yenilgiye uğratıldığını görüyoruz.Yavuz Sultan Selim zamanında da donanmayı güçlendirme çalışmaları devam etmiştir.
Akdeniz'deki asıl gelişmenin ,devletin resmi teşebbüsü sonucunda değil,Anadolu'nun o devirde canlı olan teşebbüs gücünün sonucunda gerçekleştiği görülüyor.Bu da ,Barbaros kardeşlerin,kücük bir ticari faaliyetten başlayıp Anadolu'nun çok uzağına Cezayir'de bir Türk sultanlığı kurmaları hadisesidir.
