| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Osmanlı Devleti , Osmanlı Tarihi

Osmanlı Devletinin tarihi , padişahları , tarih dersi , savaşları , dönemleri hakkında bilgiler barındıran , özgün blog.

6 "fatih sultan mehmet" etiketi kullanan gönderi "fatih sultan mehmet" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Fatih Sultan Mehmet'in Denizlerdeki Politikası

Fatih'in Denizlerdeki Politikası:

 

Fatih ; Ege , Akdeniz ve Karadeniz ticaret yollarına egemen olarak Avrupa'yı ekonomik yönden Osmanlı Devleti'ne bağlımlı kılmak amacındaydı. Osmanlı Devleti Gelibolu , İzmit , Gemlik ve İstanbul'da tersaneler kurarak denizlerde Venedik ve Cenevizlilerle mücadele edecek duruma geldi. İmroz , Taşoz , Limni , Bozcaada ve Gökçeada Cenevizlilerden alınarak ( 1456 ) Boğazların ve kıyıların güvenliği sağlandı . Midilli ve Eğriboz Venediklilerden alındı.  Rodos adası Akdeniz'de stratejik bir öneme sahipti. Adayı , Sen Jan şovalyeleri korsanlık faaliyeterindeve dini inançlarını yaymak için üs olarak kullanıyorlardı. Mesih Ahmet Paşa , 1480'de adayı kuşattı ama alamadı.

Fatih Sultan Mehmet Resmi

Fatih Sultan Mehmet

Fatih Sultan Mehmet ( 2. Mehmet ) - Temsili Resim

İstanbul'un Fethi ( 1453 )

İstanbul’un fethinden önce Trabzon’da Trabzon İmparatorluğu ; Kastamonu ve Sinop’ta Candaroğulları Beyliği bulunuyordu. Konya , Karaman , Aksaray , Ermenek ve çevresinde Karamanoğulları ; Elbistan ve Maraş çevresinde Dulkadiroğulları ; Adana ve Tarsus çevresinde de Ramazanoğulları beylikleri vardı. Bu beyliklerden Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları , Memluklerin egemenliği altındaydı. İran , Irak , Horasan , Azerbaycan ve Anadolu’nun bir bölümünde Karakoyunlu ile Akkoyunlu devleti egemendi.

 

Balkanlarda Bosna Krallığı , Sırp , Eflak ve Boğdan prenslikleri ile Arnavutluk bulunuyordu. Bunlardan Sırp ve Eflak prenslikleri Osmanlı egemenliği altındaydı.

 

Osmanlı Kıyılarına yakın adalarda Limni , Midilli, Semadirek , Taşoz ve Sakız adaları, Cenevizlilerin elindeydi. Ayrıca Cenevizliler Karadeniz kıyılarında da sömürgelere sahipti.

 

Osmanlı Devleti , İstanbul’un fethi öncesi Anadolu’nun ve Balkanların içinde bulunduğu siyasi durumdan yararlandı. Anadolu’da Karamanoğulları , egemenliğini kabul ettirdi. Memluk devleti ile iyi ilişkiler kurdu. İtalya’daki Venedik , Napoli ve Sicilya devletlerinin çekişmelerinden faydalandı. Venedik ve Cenevizlilere ticari kolaylıklar sağlandı.

 

 

Fethi gerektiren nedenler:

 

  • Osmanlı Devleti’nin Rumeli ve Anadolu’daki topraklarını birleştirme düşüncesi.
  • Bizans’ın Avrupa’yı Türklere karşı her fırsatta kışkırtması ve Osmanlılar üzerine Haçlı seferlerinin düzenlenmesini teşvik etmesi.
  • Bizans’ın , Anadolu beylerini Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtması ve Osmanlı şehzadelerinin isyan çıkarmasına neden olması.
  • Osmanlıların Anadolu’dan Rumeli’ye kuvvet göndermesine Bizans’ın engel olması.
  • İstanbul’un alınmasıyla kara ve deniz ticaret yollarının denetim altına alınmak istemesi.

 

 

 

 

Osmanlı Devleti’nin fetih için yaptığı hazırlıklar:

 

  • Bizans’a deniz yoluyla gelebilecek yardımları önlemek amacıyla Anadolu Hisarı’nın karşısına “ Boğazkesen “ adı verilen Rumeli hisarı yapıldı.
  • Bizans’ın , İstanbul dışındaki toprakları alınarak ( Vize ve Silivri Kaleleri ) batı ile bağlantısı kesildi.
  • Surları aşmak için yürüyen tekerlekli kuleler yapıldı.
  • Kuşatmayı denizden desteklemek üzere 400 gemiden oluşan donanma hazırlandı. Bu gemilere toplar yerleştirildi.
  • Saruca , Müslihüddin ve Macar Urban gibi top ustalarının önerileri üzerine Edirne’de büyük toplar döküldü ( bu topların en büyüğüne şahi denir )
  • Avrupa’dan gelecek saldırılara karşı Mora ve Balkanlara kuvvet gönderildi.

 

 

 

Bizans’ın hazırlıkları:

 

  • İmparator 11. Konstantin , Katolik ve Ortodoks kiliselerini birleştirme gayreti içindeydi. Böylece papanın yardımıyla Avrupa devletlerinin desteğini sağlamayı düşünüyordu. Ancak halk aynı görüşte değildi. Bizans Dukası Naturas “ İstanbul’da Latin külahı görmektense , Türk sarığı görmeyi tercih ederim “ diyordu.
  • İmparator , Haliç’in girişini kalın zincirlerle ve eski gemilerle kapattırdı.
  • Halkı silahlandırıp , surları tamir ettirdi.
  • Grejuva ( Rum Ateşi ) denilen bir silah geliştirdi.

 

Fethin Gerçekleşmesi

 

2. Mehmet , hazırlıklarını tamamlayıp ordusuyla Edirne’den hareket etti. 5 Nisan 1453’te İstanbul önlerine geldi. “ Otağ-ı Hümayun “ u Edirnekapı ile Topkapı karşısına kurdurdu. 2. Mehmet kuşatmayı tamamladıktan sonra şehrin kendisine teslim edilmesi için imparatora elçi gönderdi. Bu teklifin reddedilmesi üzerine 6 Nisanda Türk toplarının ateşiyle fetih hareketi başladı. Donanma da deniz tarafından saldırıya geçti. Avrupalılar haberi duyunca paniğe kapıldılar. Bizans’a yardım amacıyla papa tarafından gönderilen üç Ceneviz ve bir Rum gemisi Osmanlı donanmasını yararak Haliç’e girdi.

 

Bu olaylardan sonra 2. Mehmet 21 Nisanı 22 Nisana bağlayan gece , yetmiş iki parça gemiyi karadan kızaklarla çektirip Haliç’teki Kasımpaşa Limanı’na indirdi. Böylelikle İstanbul’a haliç surları tarafından da hücum imkanı doğdu. Edirnekapı ile Topkapı arasında yoğun top atışları sonucu surlarda büyük gedikler açıldı. Buna rağmen imparator , padişahın ikinci teslim teklifini de kabul etmedi. İstanbul elli üç gün devam eden kışatma sonucu Türklerin eline geçti ( 29 Mayıs 1453 )

 

 


 

Surların yıkılıp askerlerin şehre girmesinden sonra halk kaçarak Ayasofya’ya sığındı. Topkapı’dan şehre giren 2. Mehmet , Ayasofya’ya gelerek papazların en kıdemlisine “ sana ve arkadaşlarına ve halka söylüyorum ki bugünden itibaren artık ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz konusunda benim gazabımdan korkmayınız “ diyerek öncelikle halkın mal ve can güvenliğinin sağlanmasına önem verdi. Hıristiyan halkın desteğini sağladı diğer yandan da Ortadoksların Katoliklerle birleşmesini önledi.

 

Fatih Sultan Mehmet’in bundan sonraki amacı İstanbul’u yeniden imar etmek , şehrin nüfusunu arttırmak ve ekonomisini canlandırmaktı. Bunun için İstanbul’un bozulan su şebekesini , kaldırımlarını ve kanalizasyonlarını tamir ettirdi. Hamamlar , fırınlar , boyahaneler , bedestenler , değirmenler ve imarethaneler yaptırdı. Dinleri ne olursa olsun Osmanlı yönetimini tanıdıkları ve vergi verdikleri takdirde şehir halkının can ve mallarını korunacağını belirten bildirleri dağıttırdı. İstanbul’a Rumeli ve Anadolu’dan göçmenler ile tüccar ve zanaatkarlar getirtti.

 

İstanbul’un Fethinin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları ( Önemi ):

 

  • Bizans İmparatorluğu sona erdi.
  • Ortadokslar Osmanlı himayesine alınarak onların din ve vicdan özgürlüğü sağlandı.
  • Büyük topların surları yıktığı görüldü ve topun savaşlardaki önemi arttı. Bu durum Avrupa’daki feodalite rejiminin yıkılarak yerine mutlak krallıkların kurulmasında etkili oldu.
  • İstanbul’un fethi , Orta Çağın sonu ve Yeni Çağın başlangıcı olarak kabul edildi.

 

 

 

 

 

İstanbul’un Fethinin Türk Tarihi Açısından Sonuçları ( Önemi ):

 

  • 2. Mehmet, fatih unvanı aldı
  • Osmanlı Devleti’nin Rumeli’deki ve Anadolu’daki toprakları arasında bütünlük sağlandı.
  • Karadeniz ile Akdeniz arasındaki ticaret yolunun denetimi , Türklerin eline geçti.
  • İstanbul başkent yapıldı.
  • Osmanlı Devleti’nde Kuruluş Devri sona ererek Yükselme Devri başladı
  • Osmanlıların İslam dünyasında saygınlığı arttı.

Osmanlı Devletinde Maliye Teşkilatı

Osmanlı Devletinde Maliye Teşkilatı

 

 

Osmanlı Devleti’nde vergileri toplamak , giderleri belirlemek ve kayıtları düzenlemek defterdarın göreviydi. Osmanlıların ilk maliye teşkilatı 1. Murat zamanında kuruldu. Mali işlere önceleri bir defterdar bakarken  sınırların genişlemesi ve mali işlerin artması sonucu Fatih Sultan Mehmet’ten sonra defterdar sayısı ikiye çıkarıldı. Rumeli defterdarı başdefterdar olup aynı zamanda divan üyesiydi. Bütün mali işlerden sorumluydu. Anadolu’daki mali işlere Anadolu defterdarı bakardı. 16. yüzyıl ortalarında Rumeli ve Anadolu Defterdarlarına ait kıyılar ve İstanbul mukataaları şıkk-ı sani defterdarı adıyla kurulan yeni bir defterdarlığa bağlandı.

 

Defterdarın görevleri:

 

  • Hazine ile ilgili işlerde hüküm yazmak ,
  • Rütbe ve dirlik verilecek kimseleri hükümdara teklif etmek
  • Akçenin değerini korumak
  • Bütçeyi hazırlayarak padişaha sunmaktır.

 

 

 

 

Defterdarın görevini yerine getirmesinde başında katiplerin bulunduğu bazı kalemler yardımcı olurdu.

 

Bu kalemler:

 

  • Ruznamçe Kalemi : Her gün çeşitli kaynaklardan gelen gelirlerin kaydedildiği yerlerdir.
  • Maliye emirleri kalemi : Maliye ile ilgili fermanların yazılıp ilgili yerlere gönderildiği kalemlerdir.
  • Tarihçi kalemi : Maliye belgelerinin tarihlendirildiği yerdir.

 

 

Reisülküttab ve nişancıya bağlı olarak çalışan kalemler de vardı. Beylikçi kaleminde divanın bütün yazışmaları tutulurdu. Tahvil kaleminde yüksek mevkilerdeki görevlilerin özlük işleriyle ilgili kayıtlar tutulur ve tımar sistemi ile ilgili yapılan yazışmalar yürütülürdü. Rüûs kaleminde tahvil kalemi dışında tüm devlet görevlilerinin özlük işleriyle ilgili kayıtlar tutulurdu.Âmedi kaleminde sadrazam ve padişah arasındaki yazışmalar ile dış ilişkilere ait yazışmalar yürütülürdü. Defterhane-i âmirede ise tımar sistemi ile ilgili tahrir defterleri tutulurdu.

 

Maliye teşkilatının taşradaki görevlileri ; eyaletlerde mal defterdarları , sancaklarda beytülmal eminleri , gümrük ve bac eminleri idi. Bunlar taşrada kamu haklarını korur ve devletin vergilerini toplarlardı.

 

Osmanlı hazinesi iç ve dış hazine olmak üzere iki bölümden meydana geliyordu.

 

İç hazine

 

Padişahın özel servetinin bulunduğu hazinedir. Padişahın maliyeden gelen ödeneği , Mısır’dan gelen paralar ve eyaletlerden gelen vergilerle oluşurdu. İç hazine , savaş ve beklenmedik harcamaları karşılamak için kurulmuş hazineydi.

 

Dış hazine

 

Devlet hazinesinin asıl oluşturulduğu bölümdür. Bu hazinenin yönetim sorumluluğu , sadrazam ve defterdara aitti. Gelir kaynakları ise şer’î ve örfi vergilerdi.

 

Osmanlı Devleti’nin gelirleri , 16. yüzyıl sonlarına kadar sürekli artış gösterdi. Ancak daha sonra savaşların uzun sürmesi , sık sık hükümdar değişmeleri ile ödenen cülûs bahşişleri , tımar sistemindeki bozulmalar ve vergilerin iltizam yoluyla toplanması gibi nedenler maliyenin bozulmasında etkili oldu.Osmanlı devleti mali güçlükleri aşmak için ilk defa Kırım Savaşı’nda ( 1854 ) İngiltere’den borç para alarak dış borçlanma yoluna gitti. 1876 yılına kadar Avrupalı bankerlerden yüksek faizlerle borçlar alındı. Bu paralar çalışanların maaşlarına, saray yapımı ve donanmaya harcandı, ekonomiyi canlandıracak girişimlerde kullanılmadı. Osmanlı devleti zamanla borçların faizlerini bile ödemekte zorlandı. 1881 Muharrem Kararnamesi ile ödeme şartları yeniden belirlendi. Buna göre devletin dış borçlarının miktarı indiriliyor , ödeme şartları yeniden düzenleniyordu. Buna karşılık , borçların ödenebilmesi için kurulan Düyun-ı Umumiye İdaresi ( 1881 ) yabancı alacaklıların temsilcileri tarafından yönetilecekti.

Fatih Sultan Mehmet'in Kırım Seferi

Fatih Sultan Mehmet'in Kırım Seferi

 

Karadeniz'in Anadolu kıyılarında Türk egemenliği sağlayan Fatih Sultan Mehmet, Kuzey Karadeniz'e yöneldi. Kırım , İpek yolu ticaretinin kilit noktasında bulunuyordu. Buradaki Kefe , Azak ve Menkub gibi Ceneviz kolonileri , Gedik Ahmet Paşa tarafından alındı ( 1475 ). Kırım Hanlığın'da Hacı Gira'ın ölümünden sonra oğulları arasında taht kavgaları başladı. Altın Orda Hükümdarının Kırım'a saldırması üzerine de ülkede iç karışıklıklar arttı. Bu durumdan yararlanan Gedik Ahmet Paşa , düzenlediği seferle Kırım'ı Osmanlı Devleti'ne bağladı ( 1477 ). Amasra , Sinop , Trabzon ve Kırım'ın Osmanlı Devleti'ne bağlanması sonucunda KKaradeniz ticareti Osmanlıların kontrolüne geçti. Karadeniz'de Ceneviz kolonisi kalmadı. Böylece Karadeniz bir Türk gölü haline geldi.

 

 

Kırım Seferi

 Kırım Seferi

 

Karadeniz'in Anadolu kıyılarında Türk egemenliğini sağlayan Fatih, Kuzey Karadeniz'e yöneldi. Kırım , İpek Yolu ticaretinin kilit noktasında bulunuyordu. Buradaki Kefe , Azak ve Menkub gibi Ceneviz kolonileri , Gedik Ahmet Paşa tarafından alındı ( 1475 ). Kırım Hanlığın'da Hacı Giray'ın ölümünden sonra oğulları arasında taht kavgaları başladı. Altın Orda hükümdarının Kırım'a saldırması üzerine de ülkede iç karışıklıklar arttı. Bu durumdan yararlanan Gedik Ahmet Paşa , düzenlediği seferle Kırım'ı osmanlı Devleti'ne bağladı ( 1477 ). Amasra , Sinop , Trabzon ve Kırım'ın Osmanlı Devletine bağlanması sonucunda Karadeniz ticareti Osmanlıların kontrolüne geçti. Karadeniz'de Ceneviz kolonisi kalmadı. Böylece Karadeniz bir türk gölü haline geldi.