| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Osmanlı Devleti , Osmanlı Tarihi

Osmanlı Devletinin tarihi , padişahları , tarih dersi , savaşları , dönemleri hakkında bilgiler barındıran , özgün blog.

5 "osmanlı devleti" etiketi kullanan gönderi "osmanlı devleti" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Gerileme Dönemi Islahatları

 

Gerileme Dönemi Islahatlarının Genel Özellikleri :

 

  •  Avrupa'nın gerisinde kalındığı fark edilmiş , Avrupa'daki gelişmelerden yararlanılmıştır.
  •  
  •  Islahatlar padişah ve devlet adamları tarafından gerçekleşmiştir. Yapılan düzenlemelerde halkın herhangi bir etkisi yoktur.
  •  
  • Savaşlarda karşılaşılan yenilgiler nedeniyle ıslahatlar askeri alanda yoğunlaşmasına ortam hazırlamış , ancak bu arada başka bazı alanlarda da düzenlemeler yapılmıştır.
  •  
  • Bir önceki yüzyıla göre daha geniş kapsamlı olmasına karşın ıslahatlar kalıcı olmamıştur. Dolayısıyla devletin içinde bulunduğu sorunlar ve aksaklıklar çözümlenmemiştir. 

Mercidabık Savaşı ( 1516 )

Yavuz Sultan Selim , Sadrazam Sinan paşayı kırk bin kişilik kuvvetle Maraş üzerinden Fırat taraflarına göndermişti. Bu sefer görünüşte Safeviler üzerineydi. Memlukler bu Osmanlı ordusunun Fırat üzerinden geçişini engellediler. Memluk Sultanı Kansu Gavri ile Şah İsmail Osmanlılar aleyhine ittifak yapmışlardı. Bu ittifak üzerine yavuz , Memluk hükümdarına karşı ne yapmak gerektiğini ulemaya sordu. Ulema da Memluk hükümdarı aleyhine fetva verdi. Böylece bir İslam devleti olan Memluklere karşı yapılacak savaş meşruluk kazandı.

 

Yavuz Sultan Selim , Memluk Devleti'ni ortadan kaldırmak için donanmasını da Suriye sahillerine gönderdi. Osmanlı ordusu , Çukurova bölgesindeki Ramazanoğulları Beyliği'ni Osmanlı Devleti'ne kattı. Osmanlı ordusunun ilerleyişi üzerine Kansu Gavri Halep'e geldi. İki ordu Mercidabık'ta karşılaştı ( 1516 ). Yapılan savaşta Memluk ordusu bozguna uğradı. Memluk hükümdarı Kansu Gavri öldü ve yerine Tomanbay geçti. Yavuz Sultan Selim kışı Şam'da geçirdi. Mercidabık Savaşı sonucunda Suriye , Lübnan ve Filistin toprakları Osmanlı Devleti'nin eline geçti. Böylece Mısır yolu Osmanlılara açılmış oldu. 

Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu

 

Kayı Boyunun Anadolu'ya Gelişi:

 

Tarihte birçok Türk devleti kuran Oğuzlar , Bozoklar ve Üçoklar olmak üzere iki kola ; her kol da kendi içinde on iki alt gruba ayrılmıştı. Bu yirmi dört Oğuz boyundan biri de Kayı boyu idi. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osmanlı ailesi , Oğuzların Kayı boyunun Karakeçili aşiretine mensuptu. Kayı kelimesi , güç kudret anlamına gelmektedir.

 

Kayıların bir bölümü Türkiye Selçuklu Sultanı 1. Alaeddin Keykubat zamanında Anadolu'ya geldi ve Selçuklu Devleti'ne yaptıkları hizmetlere karlşılık olarak Ankara yakınlarındaki Karacadağ yöresine yerleştirildi. Selçuklu sultanı tarafından Kayılara , Anadolu'nun batısındaki Söğüt ve Domaniç yurtluk olarak verildi. Bu sırada Kayıların başında Ertuğrul Bey bulunuyordu. Ertuğrul Gazinin ölümü üzerine yerine oğlu Osman Bey geçti. 

 

 Osman Bey Döneminin Siyasal Olayları

 

Bizans , kendi içinde taht kavgaları yaşarken Balkanlardaki prenslik ve krallıkların da saldırılarına uğramaktaydı. Tekfur denilen Rum beyleri , merkezi dinlemiyor , kendi başlarına haraket ediyorlardı. Halk , tekfurların ağır vergilerinden bunalmıştı. Bizans'ın bu karışık dumundan yararlanan Osman Bey , Karacahisar , Bilecik , Yarhisar ve İnegöl'ü topraklarına kattı. Bundan sonra da planlı ve düzenli şekilde akınlar yapılarak Bizans'a bağlı tekfurlara ait topraklar birer birer Osmanlıların eline geçti.

 

İlhanlıların Sultan'ı 3. Alaeddin Keykubat'ı İran'a götürmeleri , TÜrkiye Selçukluları Devleti'nde otorite boşluğu yarattı. Bizans'tan ele geçirdiği topraklarla güçlenen Osman Bey'in etrafında Türkmen beyleri toplanmaya başladı. Ahi reislerinden Şeyh Edebali'nin kızı Malhatun ( Bâlâ ) Hatun ile evlenmesi de Osman Bey'in nüfuzunu arttırdı. Adına para bastırarak bağımsızlığını ilan etti ( 1299 ). Böylece Osmanlıların İlhanlı Devleti'ne ve hükümdarsız kalan Türkiye Selçuklu Devletine şeklen bağlılıkları sona erdi. 

 

Koyun Hisar Savaşı 

Kırım Seferi

 Kırım Seferi

 

Karadeniz'in Anadolu kıyılarında Türk egemenliğini sağlayan Fatih, Kuzey Karadeniz'e yöneldi. Kırım , İpek Yolu ticaretinin kilit noktasında bulunuyordu. Buradaki Kefe , Azak ve Menkub gibi Ceneviz kolonileri , Gedik Ahmet Paşa tarafından alındı ( 1475 ). Kırım Hanlığın'da Hacı Giray'ın ölümünden sonra oğulları arasında taht kavgaları başladı. Altın Orda hükümdarının Kırım'a saldırması üzerine de ülkede iç karışıklıklar arttı. Bu durumdan yararlanan Gedik Ahmet Paşa , düzenlediği seferle Kırım'ı osmanlı Devleti'ne bağladı ( 1477 ). Amasra , Sinop , Trabzon ve Kırım'ın Osmanlı Devletine bağlanması sonucunda Karadeniz ticareti Osmanlıların kontrolüne geçti. Karadeniz'de Ceneviz kolonisi kalmadı. Böylece Karadeniz bir türk gölü haline geldi.

II.Murad'ın İstanbul'u Kuşatması

               II.Murad,amcası Mustafa Çelebi isyanının bastırdıktan sonra Bizans İmparatorluğu'ndan hesap sormak için hazırlıklara başladı.Çünkü Mustafa Çelebi olayını başlatan Bizans İmparatoru idi.Öte yandan,Mustafa Çelebi'nin akıbetini haber alan Bizans İmparatoru ihtiyar Manuel ile saltanat ortağı olan oğlu VIII.Ioannes'i telaş almıştı.Bunlar,aslında  Padişah'ın kendileri hakkındaki düşüncesini öğrenmek, görünüşte ise II.Murad'ın zaferini tebrik etmek üzere Bizans asilzadelerinden Lakanas ve Marka Ganis'i elçi olarak Osmanlı sarayına gönderdiler.Sultan Murad ile görüşmek  isteyen bu elçiler, Bizans İmparatorluğu ile Osmanlı Devleti arasındaki dotluğun bozulmasına Bayezid Paşa'nın sebep olduğunu ve Çelebi Mehmed'in vasiyetine rağmen şehzadeleri teslim etmediğini,ayrıca Bayezid Paşa'nın gelen elçileri de kovduğunu söylediler.

               İstanbul üzerine yürümeye karalı olan II.Murad bu elçileri huzuruna kabul etmediği gibi,getirdikleri hediyeleri almadı.Sultan Murad;hazırlıklarını tamamlayıncaya kadar bu elçilerin geri dönmesine de müsaade etmedi.Nihayet onları huzuru çağırarak ''gidiniz ve süratle İstanbul üzerine yürüyeceğimizi İmparatorunuza söyleyiniz''dedi.Elçilerin ayrılmasından bir kaç gün sonra da 10.000 kişilik bir ordunun başında Mihaloğlu Mehmed Bey'in İstanbul çevresine saldırmak üzere gönderdi.Kendisi de 20.000 kişilik bir kuvvetle İstanbul üzerine yürüdü.